
HAK-PAR Genel Başkanı Düzgün Kaplan, Türkiye ekonomisinin yapısal sorunlar yerine baskı politikalarıyla yönetildiğini savunarak, mevcut ekonomik modelin toplumu “patlama noktasına” taşıdığını ifade etti.
HAK-PAR Genel Başkanı Düzgün Kaplan, Türkiye ekonomisine ve güncel siyasi gelişmelere ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Kaplan, yapısal sorunların çözülmediğini, bunun yerine baskı politikalarının tercih edildiğini belirterek, Türkiye’nin neo-liberal politikalar, yüksek borçlanma ve oynak kur sistemi nedeniyle sürekli krizlerle karşı karşıya kaldığını söyledi.
Ekonomideki mevcut yaklaşımın yüksek enflasyon ve gelir dağılımında ciddi adaletsizliklere yol açtığını ifade eden Kaplan, “Ranttan beslenen dar bir kesim dışında işçi, işveren, çiftçi, esnaf ve emekli kesimin tamamı bu durumdan şikayetçi” dedi. Türkiye’nin dış borcunun yaklaşık 565 milyar dolara ulaştığını da vurguladı.
Kaplan, ekonomik krizlerin temelinde yatan sorunların çözülmediğini öne sürerek, bu sorunların başında Kürt meselesinin geldiğini dile getirdi. Bu konuda izlenen politikaların hem insan hakları ihlallerine yol açtığını hem de ekonomiye ağır bir maliyet getirdiğini belirten Kaplan, “Kürt meselesinin bastırılmasının Türkiye ekonomisine maliyeti yaklaşık 4 trilyon dolardır” ifadelerini kullandı. Ülke kaynaklarının askeri harcamalara yönlendirildiğini savunan Kaplan, bunun ekonomik krizi derinleştirdiğini kaydetti.
“SEÇİMLERİ ÖNEMSİYORUZ”
Türkiye’de uygulanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni de değerlendiren Kaplan, sistemin klasik başkanlık modellerinden farklı olduğunu belirtti. Denge ve denetleme mekanizmalarının zayıf olduğunu, bağımsız yasama ve yargı ile özgür basının yeterince etkin olmadığını savunan Kaplan, buna rağmen seçimleri önemsediklerini ifade etti.
Kaplan, “Seçim süreçlerini halkın meşru taleplerini dile getirebileceği bir zemin olarak görüyoruz. Yüzde 50 artı 1 sistemi her oyu önemli hale getiriyor” dedi. HAK-PAR’ın, cumhurbaşkanı adayları ve siyasi blokların başta Kürt meselesi olmak üzere Türkiye’nin temel sorunlarına yaklaşımını dikkate alarak tutum belirleyeceğini söyledi.
SİYASİ İTTİFAKLARA ELEŞTİRİ
Kaplan, açıklamasında siyasi partiler arasındaki ilişkilere de değinerek, bazı partilerin geçmişte farklı ittifaklar içinde yer aldığını ve yeni dönemde farklı pozisyonlar alabileceğini öne sürdü. Bu çerçevede, Kürt seçmenin oy potansiyelinin seçimlerde belirleyici rol oynayacağını ifade etti.
HAK-PAR’ın siyasi çizgisine de vurgu yapan Kaplan, partilerinin Kürt meselesine demokratik, barışçıl ve eşitlikçi bir çözüm önerdiğini belirtti. Federal yapının çözüm modeli olarak benimsendiğini ifade eden Kaplan, “HAK-PAR kararlarını kendi organlarıyla alır, hiçbir vesayeti kabul etmez” dedi.
Şiddeti reddettiklerini ve demokratik mücadeleyi esas aldıklarını belirten Kaplan, “Bizim için özgürlük her şeyin üzerindedir. Başta Kürt meselesi olmak üzere tüm toplumsal sorunlara adil ve çağdaş çözümler üretmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.