DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN
Kemal ISTEKTÜM YAZILARI

Kızıltan, gerçeklerin altını çiziyor

Yayınlanma Tarihi : Google News
Kızıltan, gerçeklerin altını çiziyor

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nda yaklaşan seçimler, her zamanki gibi sadece sandıktan çıkacak sonucu değil, sürecin nasıl yönetileceğini de tartışmaya açmış durumda. Son günlerde gündeme gelen iddialar ve tartışmalar, aslında meselenin özünü bir kez daha net biçimde ortaya koyuyor: Güven, şeffaflık ve eşit rekabet.
Unutulmamalıdır ki, kurumların gerçek gücü seçim sonuçlarından değil, o sonuçların nasıl elde edildiğinden gelir. Eğer süreç şeffaf değilse, eşitlik ilkesi gözetilmiyorsa ve herkes için aynı kurallar işlemiyorsa, ortaya çıkan tablo ne kadar “resmî” olursa olsun tartışmalı olmaya mahkûmdur.
Ayhan Kızıltan’ın da dikkat çektiği gibi, seçim sürecinde özellikle oda kaynaklarının kullanımı, meslek gruplarında yapılan değişiklikler ve üye listelerine erişim gibi konular hayati önem taşıyor. Bu başlıklarda oluşacak en küçük bir soru işareti bile sadece adaylar arasında değil, tüm üyeler nezdinde güvensizlik yaratır. Çünkü seçimde adalet, sadece sandıkta değil; sürecin en başında, bilgiye eşit erişimle başlar.
Meslek gruplarında yapılan değişikliklerin hangi kriterlere göre belirlendiği açık değilse, bu durum doğal olarak tartışmaları beraberinde getirir. Aynı şekilde, üye listelerinin tüm adaylara eşit ve zamanında sunulmaması, rekabetin adil olmadığı algısını güçlendirir. Bu da seçim sonuçlarının gölgeleneceği anlamına gelir.
Bir diğer önemli başlık ise yönetimin tutumu. Oda yönetimi, sürecin en kritik aktörlerinden biridir ve tarafsızlığını en küçük bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymak zorundadır. Çünkü yönetimin herhangi bir aday ya da grup lehine hareket ettiği yönünde oluşacak bir algı bile, kurumun itibarına zarar vermeye yeter. Aslında mesele çok basit: Kim kazanacak sorusu, nasıl bir seçim yapılacak sorusunun gerisinde kalmalıdır. Çünkü kazanan kim olursa olsun, eğer süreç adil ve şeffaf yürütülmemişse, o zafer eksik kalacaktır. Buna karşılık, herkesin içine sinen bir seçim süreci, sonuç ne olursa olsun kurumu güçlendirir, birliği pekiştirir.
MTSO gibi köklü bir kurumun en büyük ihtiyacı da tam olarak budur: Güven. Bu güven ise ancak şeffaflıkla, eşitlikle ve hesap verebilirlikle sağlanabilir. Aksi halde seçimler sadece bir rekabet değil, aynı zamanda bir ayrışma zemini haline gelir.
Bugün yapılması gereken; polemiklerden uzak, açık, net ve denetlenebilir bir seçim süreci yürütmektir. Çünkü güçlü bir MTSO, ancak adil seçimlerle mümkündür. Ve unutulmamalıdır ki; asıl mesele kimin kazandığı değil, herkesin kazandığı bir sürecin inşa edilip edilemediğidir.